Bir kış sabahı Kayseri’de başlayan hikâye
Kayseri’nin kışı başka bir sert olur. Rüzgâr yüzüne çarptığında sadece üşütmez, biraz da düşüncelerini dağıtır sanki. O sabah erkenden uyanmıştım. Odamın camında ince bir buz tabakası vardı ve dışarıdaki gri gökyüzü, içimdeki ağırlığı daha da görünür kılıyordu.
25 yaşındaydım. Hayatımın “bir şeyleri değiştirmem gerekiyor” dediği ama benim hâlâ nereden başlayacağımı bilemediğim bir dönem. Günlüklerim hep aynı cümlelerle doluydu: “Yorgunum, isteksizim, hiçbir şey tam oturmuyor.”
Kendimi aynada gördüğümde en çok gözlerim dikkatimi çekiyordu. Uykusuz değilim ama dinlenmiş de değilim gibi bir bakış… Sanki içimde sürekli çalışan ama hiçbir yere varamayan bir motor vardı.
O sabah mutfağa geçtim. Annem çoktan çay koymuştu. Kayseri’nin sabahlarında o demli çayın kokusu bile insana bir düzen hissi verir. Ama içimdeki düzensizlik o kokuyla bile sakinleşmedi.
Bir şeyler değişmeliydi. Bunu ilk defa o kadar net düşündüm.
Yorgunluk ve ilk arayış
Son zamanlarda en çok hissettiğim şey sürekli bir halsizlikti. Ne yesem kısa süreli bir enerji veriyor, sonra daha ağır bir çöküş bırakıyordu. Sanki vücudum bana sürekli yanlış bir şeyler söylüyordu ama ben o dili çözemiyordum.
Bir akşam telefon elimde, sosyal medyada gezinirken “ketoz modu” diye bir kelimeye denk geldim. İlk başta çok da anlam yüklemedim. Yeni çıkan bir trend, yeni bir diyet modası sandım. Ama kelime zihnime takıldı kaldı.
Ketoz modu nedir?
O soru içimde yankılandı. Sanki basit bir beslenme düzeninden daha fazlasıydı. Sanki bir şeylerin kapısını aralayacak bir anahtar gibi duruyordu.
O gece günlük defterimi açtım. Sayfanın üstüne büyük harflerle şunu yazdım:
“Eğer bu kadar yorgunsam, sorun sadece yorgunluk olmayabilir.”
Kalem elimde uzun süre öyle kaldım. Dışarıdan rüzgârın sesi geliyordu. Kayseri’nin gece sessizliği bazen insanın kendi iç sesini fazla yüksek duyurur.
Ketoz modu nedir diye başladığım gün
Ertesi gün işten sonra eve döndüğümde ilk işim araştırmak oldu. Kelimenin peşine düştüm.
Ketoz, vücudun enerji kaynağını değiştirdiği bir durumdu. Karbonhidrat yerine yağları yakarak enerji üretmesi… Basit anlatımıyla bedenin “alternatif yakıt moduna” geçmesi.
Ama beni asıl etkileyen şey teknik kısmı değildi. “Vücudun yeniden öğrenmesi” fikriydi.
İçimde garip bir heyecan oluştu. Sanki kendi bedenimle yeniden tanışacaktım.
O an kendime itiraf ettiğim şey şuydu: Ben aslında sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da tıkanmış hissediyordum.
Bir arkadaşım vardı, okuldan beri tanıdığım. Ona mesaj attım.
“Böyle bir şey duydun mu?”
“Ketoz modu nedir, gerçekten işe yarıyor mu?”
O da kısa bir ses kaydı attı. Sesinde hem merak hem de hafif bir şüphe vardı:
“Duydum ama zor bir süreç diyorlar. İlk günler kötüymüş, baş ağrısı falan yapıyormuş. Ama sonra enerji artıyormuş.”
O “ama sonra” kısmı içimde bir umut gibi kaldı.
İlk deneme günleri ve içsel çarpışma
Karar verdim. Deneyecektim.
İlk günler sandığımdan daha zordu. Sabah kahvaltısında alıştığım ekmek, simit, çay üçlüsünü bırakmak garip bir boşluk yarattı. Sanki sadece midem değil, alışkanlıklarım da aç kalıyordu.
İlk iki gün baş ağrısı çektiğimi hatırlıyorum. Sinirliydim. Küçük şeylere bile tahammülüm azalmıştı. Bir ara “ben ne yapıyorum?” diye düşündüm.
Defterime şunu yazmışım:
“İnsan kendi bedenine neden böyle bir şey yapar?”
Ama üçüncü gün farklıydı. Açlık hissi değişmişti. Sürekli yemek düşünmüyordum. Daha sakin bir enerji vardı. Hızlı değil ama daha derin bir his.
Kayseri’nin soğuk sabahında yürürken, içimde ilk defa garip bir hafiflik hissettim. Sanki bedenimle zihnim aynı ritme girmeye başlamıştı.
Kayseri sokaklarında değişimi fark etmek
Cumhuriyet Meydanı’ndan geçerken insanların koşuşturmasını izliyordum. Herkes bir yerlere yetişiyordu. Ben ise ilk defa acele etmiyordum.
O an düşündüm: Belki de ketoz modu sadece bir beslenme şekli değil, bir yavaşlama haliydi.
Kafamda sürekli dönüp duran o ağır düşünceler biraz sessizleşmişti. Tam kaybolmamışlardı ama artık bağırmıyorlardı.
Bir bankta oturup defterimi açtım. Yanımda kahve vardı. İçimden geçenleri yazdım:
“Garip bir şekilde daha az açım ama daha çok hissediyorum.”
O an duygularım netti: umut ve korku aynı anda içimdeydi.
Kırılma anı
Bir akşam eve döndüğümde eski alışkanlıklarımdan birine yenildim. Çok yorgundum ve hızlıca bir şeyler yedim. O an sanki her şey bozulmuş gibi hissettim.
Kendime kızdım. Belki de en çok kendime.
O gece defterime sert cümleler yazdım:
“Ben bile kendime sadık kalamıyorum.”
Ama ertesi gün farklı bir şey oldu. Vücudumun verdiği tepkiyi fark ettim. Artık daha bilinçliydim. Ne yediğimin, nasıl hissettirdiğinin farkındaydım.
Bu bile başlı başına bir değişimdi.
Umarız “Ketoz modu nedir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Cepi ekibinden sevgilerle!
Ketoz modu nedir? (benim hayatımdaki karşılığı)
Cepi takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Ketoz modu nedir” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Zaman geçtikçe ketoz kelimesi benim için sadece bir biyolojik durum olmaktan çıktı.
Ketoz modu nedir sorusunun cevabı, benim için şuna dönüştü:
Bedenin, alıştığı yakıtı bırakıp yeni bir düzene geçmeye çalışması. Ama aslında bu geçiş sadece fiziksel değil, zihinsel bir dönüşüm gibi hissettiriyordu.
Eskiden enerjimi hızlı yükselten şeyler artık aynı etkiyi yapmıyordu. Daha derin, daha stabil bir denge arıyordum.
Kendimi daha çok dinlemeye başlamıştım. Açlıkla duygusal boşluğu ayırmayı öğreniyordum. Bu hiç kolay değildi.
Bir gece Kayseri’de kar yağarken pencereyi açtım. Soğuk yüzüme vurdu. O an içimde tuhaf bir sakinlik vardı.
Sanki bedenim bana şunu söylüyordu:
“Artık farklı çalışıyoruz.”
Umutla gelen farkındalık
Bu süreç mükemmel değildi. Hâlâ zorlandığım günler vardı. Hâlâ eski alışkanlıklarım beni çekiyordu.
Ama artık kendimi daha iyi tanıyordum.
Defterlerimdeki cümleler değişmişti:
“Yorgunum” yerine “dengeyi arıyorum”
“Başaramıyorum” yerine “öğreniyorum”
Kayseri’nin soğuğu aynıydı ama ben artık aynı değildim.
İçimde büyüyen sessiz değişim
En garip şey şu oldu: dışarıdan bakıldığında hayatım çok değişmemişti. Aynı şehir, aynı sokaklar, aynı insanlar…
Ama içimde bir şey yeniden ayarlanıyordu.
Ketoz modu bana sadece bir beslenme biçimini değil, sabırlı olmayı öğretti. Vücudun bile zamana ihtiyacı olduğunu fark ettim.
Ve belki de en önemlisi, kendime karşı daha dürüst olmayı öğrendim.
Son günlerin hissi
Bir akşam yine günlük yazarken durdum. Kalemi bıraktım. Uzun süre sayfaya baktım.
İçimde net bir duygu vardı: huzur.
Bu huzur mükemmel bir hayatın huzuru değildi. Mücadele etmiş ama hâlâ devam eden birinin huzuruydu.
Kayseri’nin gece ışıkları camdan içeri süzülürken şunu düşündüm:
Bazen değişim büyük bir patlama gibi gelmiyor. Sessizce, yavaşça ve fark ettirmeden içimize yerleşiyor.
Ve belki de ketoz modu tam olarak buydu… sadece bedenin değil, insanın kendini yeniden keşfetme hali.
Bunu da Okuyun: SHY-147 belgesi nedir ?